15 Ocak 2020 Çarşamba

Magellan ve Güney Amerika




  Magellan ve Güney Amerika ile ilgili görsel sonucu



                               Magellan ve Güney Amerika

https://yadi.sk/i/0v6iC4aLRGCOsQ?fbclid=IwAR0GWlIV14qb4qfXHYQVAF-QvFcCaBDGgqDaXhO9qEczrfCVOeXzvbOCX-Q

Ahmet Ali Arslan - Kızılderili ve Türk Şamanizmi



Görüntünün olası içeriği: yazı


Ahmet Ali Arslan - Kızılderili ve Türk Şamanizmi


Dr.Arslan'ın Kızılderili ve Türk Şamanizm'i konularında yapmış olduğu engin araştırmaları, gerek Türklüğün büyük uygarlığının araştırılması, gerekse dünya uygarlığına yaptıkları katılımlarının bilinmesi açısından fevkalade büyük önem arz etmektedir.
-Prof Dr. Reşat Genç-

Halk masallarından yola çıkarak, halk masalları içinde Türk kültürünün şifrelerini bulup, bulunan bu şifreleri Türk ve Kızılderili Şamanizmi içinde bütünleştirilmiştir. Türk şaman kültürünün izlerini sürüp, bu izlerin Bering Boğazı'ndan Amerika kıtasına geçişini tesbit eden, Türk Şamanizm'i içinde bilinmeyenleri ışığına çıkaran araştırmanın ürünü olan bu eser, Türk halk Bilencilerinin hissettikleri boşluğu dolduracak nitelikte bir kitaptır. Dr. Arslan bizleri fıkralarıyla meşgul edip, çok ciddi bir esere imza atmıştır.
-Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN-


https://yadi.sk/i/YyauXRaFWVTEfw?fbclid=IwAR02KNgQxIlxootJ47PqXQncvqHyNxQyEod-UjM6d2gLuqF_qRwxiQ5YD04


13 Ocak 2020 Pazartesi

İspanyol İşgalcilerin İlk Tasvirleri Meksika Mağaralarında Bulundu


Yerliler tarafından yapılmış en erken İspanyol işgalci tasvirleri. F: INHA

İspanyol İşgalcilerin İlk Tasvirleri Meksika

 Mağaralarında Bulundu

Meksika’nın uzak mağaralarında bulunan İspanyol işgalcilerin çizimleri, Amerika kıtalarının vahşice sömürgeleştirilme sürecine ışık tutuyor.
Arkeologlar, yerlilerin Meksika dağlarında bulunan mağaraların duvarlarına yaptığı, İspanyol işgalcilerin (conquistadores) betimlendiği çizimler keşfetti. Bu belki de Amerika kıtaların işgalinin başlangıcından hemen sonra Meksika’nın Guerrero Eyaleti’nde yaşayan yerli halkın yapmış olduğu bilinen ilk İspanyol tasvirleri olabilir.
Ağustos 2015’te başlayan keşif gezisi, Meksika Ulusal Antropoloji ve Tarih Enstitüsü (INAH) arkeologları tarafından yürütüldü ve keşif, alana ulaşım zor olduğundan dikkatlice planlandı. Öyle ki, araştırma ekibi alana ulaşmak için dört saat boyunca yürümek zorunda kaldı.
Arkeologların mağaraya ulaşması saatler sürdü. F: INHA
Çizimler Kolomb öncesi dönemde doğa, bereket ve yağmur ile ilişkili ritüellerin yapıldığı beş mağarada bulundu. Ancak İspanyol sömürgesi sırasında yerliler, yerleşimcilerin zulmünden kaçmak için bu mağaraları büyük ihtimalle sığınak olarak kullandı.
Çizimlerde resmedilen kişilerin 16. yüzyıl İspanya’sında rastlanan kıyafetler giydikleri görülüyor, dolayısıyla çizimlerin sömürgeleşme başlangıcının sonrasına ait olduğu düşünülüyor. Çizimlerde, insanların pantolon ve tüylerle süslü şapka giydiği görülüyor. Çizimlerde bazı kişiler kılıç ve arkebüz (harquebus, ayaklı bir silah) gibi ateşli silahlar taşıyorken, bazıları ise at sürüyor. Ayrıca duvarlarda Avrupa modasına göre giyinen bir kadının tasviri de görülüyor.
Avrupalı figürlerin ve hayvanların birarada bulunduğu çizimler. F: INHA
Yerli sanatçılar, mağara duvarlarındaki ‘Consquistador’ figürlerinin yanı sıra, aynı zamanda hayvan figürleri ve geometrik şekiller de tasvir etmiş. Ayrıca, mağaraların içinde arkeologlar seramik objeler, taşlar ve metal parçalar da buldu.
İlginç olan ise, çizim tarzlarının Avrupalıları tasvir eden resimler ile diğer sanat eserleri arasında farklılık göstermesi. Araştırmacılar işgalci figürlerin 16. ve 17. yüzyıllara ait el yazmalarında görülen tasvirlere benzediğini söylüyor. Bununla beraber, hayvan tasvirlerinin Aztek El Yazmalarındaki figürlere oldukça benzediği görülüyor. Aztek El Yazmaları, Meksika Vadisi’ndeki işgalden önce yaşayan halk tarafından Meksika tarihini belgelemek için aynı zamanda oluşturuldu.
Avrupai tarzda giyinmiş İspanyol karakter. F: INHA
Araştırma ekibi ilerleyen zamanlarda mağaraya tekrar dönerek buradaki resimler hakkında daha fazla şey öğrenmeyi umuyor.



ibtimes.co.uk 26 Ekim 2016.

7 Ocak 2020 Salı

1492 yılında Cenovalı kaşif Kristof Kolomb'un Nina, Pinta ve Santa Maria gemileri Amerika kıyılarına yanaştığında onları Arawak kızılderilileri karşıladı.


Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor


1492 yılında Cenovalı kaşif😤😤😤😤 #Kristof #Kolomb'un #Nina#Pinta ve #Santa #Maria gemileri #Amerika kıyılarına yanaştığında onları Arawak kızılderilileri😰😰😰😰 karşıladı..
Kızılderililerin inancında Tanrılar sakallıydı ve denizden gelmişlerdi..
Sakallı istilacıları görünce onları doğaüstü sandılar..
Yüzerek selamladılar..
Mısır, patates ikram ettiler..
Atları, iş hayvanları, demir silahları yoktu..
Ama kulaklarına ince altın süsler takıyorlardı..
İşte o altınlar sonları oldu..
*. *. *
Kolomb kızılderililerle ilgili ilk izlenimlerini İspanya Kraliçesine şöyle yazmıştı..
“Bu insanlar o kadar yumuşak başlı, barışsever ki, yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına Majestelerinizin önünde ant içebilirim. Komşularını kendileri kadar seviyorlar, konuşmaları son derece tatlı ve kibar, konuşurken hep gülümsüyorlar; gerçi çırılçıplak dolaşıyorlar ama davranışları terbiyeli ve övgüye değer”
Seyir defterine de şunları eklemişti.
"Onlara kılıçlarımızı gösterdik. Demir silahları ilk kez gördükleri belli. Kesmenin ne demek olduğunu bilmediklerinden, bazıları kılıçların keskin tarafını tutunca ellerini kestiler. Bu insanlar ne herhangi bir mezhebe bağlılar ne de puta tapıyorlar. Kötülüğü tanımıyorlar, birbirlerini öldürmeyi bilmiyorlar. Hiç silahları yok... Kızılderililer son derece sade, dürüst ve eli açık insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriyorlar. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar, öldürmüyorlar. Komşularını kendileri kadar çok seviyorlar. Dünyada onlar kadar tatlı dilli insanlar yoktur. Her zaman gülüyorlar."
Bir de not düşüyordu.
"Bu insanların çalıştırılması, ekin ekmesi, gerekli her işe koşulması ve bizim (Avrupalalıların) gelenek ve göreneklerimizi benimsemesi gerektiği kanısındayım"
*. *. *
Ardından katliam başladı..
Sakallı yabancılar altın ve değerli taş aramak için köyleri yağmaladı, yakıp yıktı..
Yüzlerce kadını, erkeği, çocuğu kaçırdılar..
Kadınlara tecavüz ettiler..
Direnen erkeklerin kulaklarını kestiler, kafa derilerini yüzdüler..
Gemilerine atıp köle olarak satılmak üzere Avrupa’ya götürdüler.
Kolomb’un 12 Ekim 1492’de San Salvador sahiline ayak basmasının üzerinden on yıl bile geçmeden bütün kabileler, yüzbinlerce insan yok edildi..
Ardından akın akın geldiler..
Tüm Amerika Kıtasını cehenneme çevirdiler..
Katliamlara papazlar da katıldı..
Katolik olmayı kabul etmeyen Kızılderili şamanları ayaklarından asılarak canlı canlı yakıldı..
Kolomb Amerika'ya vardığında dünya nüfusunun 5'te biri kızılerili idi..
Sayıları 70 milyonu geçiyordu..
1492'den bugüne sadece 2 milyon kaldılar..
*. *. *
Dünya tarihinin en büyük soykırımını yapan Avrupalı istilacıların bu katliamı kitaplara şöyle yansıdı..
" İspanyollar istilacılar her geçen gün daha kibirli oluyordu..Aceleleri varsa yerlilerin sırtına biniyorlardı..İspanyolların canavarlığı sınır tanımıyordu.. birgün ikisi de birer papağan taşıyan iki yerli çocuğa rastlayan iki papaz, papağanları aldılar ve sırf zevk olsun diye çocukların kafasını kestiler”
Las Casas
"Ben Küba’da iken üç ayda yedi bin çocuk öldü. Acıdan çılgına dönen bazı anneler bebeklerini nehirde boğuyorlardı... Böylece erkekler madenlerde, kadınlar ağır çalışma içinde ve çocuklar da süt bulamadıkları için ölüyordu... bu kadar büyük, güçlü ve verimli topraklar kısa sürede boşaldı. İnsanlığa o kadar yabancı olan tüm bunları kendi gözlerimle gördüm ve şimdi bile yazarken ürperiyorum."
Las Casas
“Tanrı’nın hususi takdiriyle savaştan kaçan kızılderililerin tamamına yakını çiçekten öldürdük. Tanrı topraklarımızı temizledi”
"Massachusetts Körfezi Kolonisi’nin ilk valisi John Wintrop
"Kızılderilileri yakıyorduk..Onları böyle ateşte kızarırken ve bu ateşi söndüren kan gölünde görmek korkunç bir manzaraydı, çürüyen cesetler ve bunlardan yayılan koku berbattı fakat zafer tatlı bir fedakârlık gibiydi..Bizlere olağanüstü yardımlarda bulunarak bu kadar gururlu ve kibirli bir düşmanı elimize düşüren, bu kadar çabuk bir zafer bahşeden Tanrı’ya şükranlarımızı sunarız."
Plymouth Kolonisi’nin Valisi William Bradford
"Kızılderililerin hamal olarak kullanılmasını kınamıyorum. Ancak bir adamın bir domuza ihtiyacı varken 20 tane öldürüyordu. 4 Kızılderili'ye ihtiyaç duyduğunda bir düzine alıyordu. Metreslerini omuzlarda taşınan hamaklar içinde fakir Kızılderililer'e taşıtan birçok İspanyol vardı. Bu uygulamalar esnasında yerlilerin maruz kaldığı kötü muameleler, zararlar, soygunlar, haksızlıklar ve büyük kötülüklerin sayılması istense bunun sonu gelmez. Çünkü onlar için Kızılderilileri öldürmek, yararsız hayvanları öldürmekte birdi. "
Cieaze de Leo
"Kızılderililerin eğer altını yoksa çocuklarını satarlardı. Eğer çocukları da kalmamışsa kendi hayatlarını verirlerdi. Bu haraçları veremediklerinden ötürü Kızılderililer işkence acıları altında ya da gaddarca zindanlarda öldürülürdü. Zira İspanyollar onlara hayvani bir vahşilikle muamele ediyor ve onları hayvandan daha aşağı görüyorlardı.. Kızılderililerin cesetleri köpeklerin önüne yem olarak atılıyor, vücutlarından yaralara iyi gelebilecek bir yağ üretiliyordu. Kızılderili kadınlar sıra hâlinde direk ve ağaçlara, çocukları da onların ayaklarına asılıyordu."
Papaz Motolinia
"Sırf eğlence olsun diye, kadın erkek demeden yerli halkın ellerini, burunlarını ve kulaklarını kesip kopardıklarını ve bunun bölgenin değişik yerlerinde defalarca tekrarlandığını kendi gözlerimle gördüm.
Memeden kesilmemiş bebekleri annelerinin göğsünden alarak onları en uzağa fırlatma konusunda birbirleriyle yarıştılar.”
Bartolome de Las Casas
"Askerler pek çok Kızılderili'yi uykularında öldürdüler. Annelerinin göğüslerinden çekilip alınan bebekler anne-babalarının gözleri önünde kılıçla parçalanıyor ve bebeklerin parçaları ateşe atılıyordu. Kundaktaki bebekler beşikleri içinde parçalanıyor, kafaları eziliyor, en taş-yürekli adamın bile vicdanını sızlatacak bir vahşilikle öldürülüyorlardı..Bazı bebekler nehre atıldı, onları kurtarmak için anne ve babaları da suya atladı. Ama askerler ne çocukların ne de anne-babaların sudan çıkmalarına izin vermediler, hepsi boğuldu.”
David de Vries
*. *. *
Kızılderili kadınları çocukları doğduğunda elleriyle onların ağzını kapatırlar..
Nefes alması için ellerini bir süre çekip, bebeğin tekrar ağlamasına fırsat vermeden aynı hareketi tekrarlarlar. .
Ağlamamak, gözlerini dünyaya açan bir Kızılderilinin aldığı ilk derstir.. Beyaz adamdan kaçarken, kucaktaki bebeğin ağlaması her şeyin sonu demektir.. Dersini iyi alamayan bir bebeğin çıkaracağı ses, kurşun yağmurundan ölmek demektir.
*. *. *
Kolomb'tan bu güne 524 yıl geçti..
524 yılda 70 milyondan fazla insan katledildi...

6 Ocak 2020 Pazartesi

Kanada'da İnuit halkı.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, açık hava


Kanada'da İnuit halkı..
Kanada'daki Artik halkları terimi genellikle 400 ila 1,000 yıl önce Kuzey Kutbu'nda yaşayan Thule halkının torunları olan Inuit nüfusu anlamına gelir. Inuit, anavatanlarına Inuit Nunangat(K.Kanada) adını verir. 2011 yılında, yüzde 73'ü Inuit Nunangat'ta yaşayan Kanada'da yaklaşık 60.000 Inuit vardı.

Eski Meksika Tıbbının Gizemleri Azteklerin Unutulmuş Tedavi Yöntemleri



Eski Meksika Tıbbının Gizemleri Azteklerin Unutulmuş Tedavi Yöntemleri ile ilgili görsel sonucu

Eski Meksika Tıbbının Gizemleri Azteklerin Unutulmuş Tedavi Yöntemleri

Link
https://yadi.sk/i/bNJeywrDiPVFnA?fbclid=IwAR3H5l_1k5tkG7G834tOum2k7J8CDAco5IT2TAXNvI_PbqT5EtSDVbqZ0EY

5 Ocak 2020 Pazar

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi


Son İnka kralı Atahualpa, İncil’i kulaklarına doğru götürür ve şaşırır.
Francisco Pizzaro, olaylı bir şekilde“İnka”olmayı başaran son İnka kralı Atahulpa ile görüşmek için kentin meydanında bir randevu teklifi gönderir. Rahip Vicente de Valvadere İspanyol askerleri arasında gizlenmiştir.Birden ortaya çıkıp, Atahualpa’ya doğru haykırarak bir elinde İncil diğer bir elinde de Hıristiyanlık sembolü olan Hac’ı göstererek“Gerçek tanrı burada”ve“Bunun dışında hiçbir şey anlamsız”diye seslenerek Atahualpa’nın karşısına dikilir.
Atahualpa soğukkanlı bir tavırla“Kim söyledi bunu sana”şeklinde karşılık verir. Rahip Vicente de Valvedere elindeki İncil’i göstererek cevap verir. Atahualpa İncili onun elinden alır kulaklarına götürür, kitapta ses ve hareket görmeyince de “Bir şeyler söylemiyor, boş bu” der ve İncili yere atar. O anda Pizzaro’nun askerleri kargaşalıktan yararlanarak alana girerler ve Atahualpa’yı esir alırlar. Tarih 1532’yi gösteriyordu.
Atahualpa’yı seven yerliler onun serbest bırakılması için İspanyollara fidye önerirler. Kentin her tarafından altın ve gümüş fidyeler gelir. İspanyollar bu fidyeleri aldıkları halde Atahualpa’yı da 1533 yılında Cajamara kentinde idam ederler.
Atahualpa idam edildiği zaman yaklaşık 5 bin karısı toplu bir şeklide intihar etmek ister. İspanyol askerleri ne yazık ki bu toplu intiharları önleyemezler. Kadınların çoğu kendilerini asar ve bazıları da uçurumlardan atlayarak intihar ederler.

Kaynak
Ali Narçın